BAŞKANDAN MESAJ



Tarihi, insanlık tarihi kadar eski olan Kastamonu’muzun gurbetteki neferleri olarak KAS-DER çatısı
altında toplanma amacımız güzel memleketimizi en iyi şekilde tanıtmak,gurbette temsil etmek ve
hemşerilerimiz ile birlik, beraberlik, dayanışma içinde ülkemize hizmet etmektir.
Dayanışmanın zirvesi dediğimiz KAS-DER, Türkiye’nin en büyük hemşeri çatılarından biridir. 560 bini
aşkın Kastamonulunun yaşadığı İstanbul’da 32 ilçede KAS-DER şubelerimiz ile hemşerilerimizin
her daim yanındayız.
 
Kastamonu denince akla pek çok şey gelir…
Mesela Türkiye’nin manevi kutuplarından Şeyh Şaban-ı Veli Hazretleri gelir…
İstiklâl Yolu’nda donarak şehit olan Şerife Bacı gelir, Halime Çavuş gelir…
İstiklâl marşımızın Mehmet Akif Ersoy tarafından ilk defa okunduğu Nasrullah Camii gelir.
Kastamonu denince akla toprağımızın bereketine bereket katan evliyalar gelir…
Cenneti andıran koylar, ormanlar, kanyonlar gelir…
Ilgazların temiz suyuyla yetişen tarım ürünleri gelir…
Kurtuluş savaşı gelir…
Kastamonu denince akla Mustafa Kemal Atatürk gelir…
Gözüm Sakarya’da Dumlupınar’da; kulağım İnebolu’da sözü gelir.
 
Bu söz Türk tarihi için çok kıymetli bir sözdür.
Neden Ulu Önder’in kulağı İnebolu’dadır, bilir misiniz?
 
Çünkü Kastamonu’nun İnebolu ilçesinde Türk Kurtuluş Savaşı’nı besleyen bir karınca ordusu görev yapmaktadır.
Kastamonu’dan Ankara’ya uzanan İstiklâl yolu ve oradaki mücadele bir milletin kaderini değiştirmiştir. İnebolu Limanı’na inen silah ve cephane buradan alınıyor, kağnılara veya omuzlara yükleniyor; zor kış şartlarında 340 km’lik İstiklâl Yolu geçiliyordu.
Üstelik bu taşıma işlemini kadınlar, çocuklar ve yaşlılar yapıyordu. Çünkü o zamanlarda Kastamonu’da 50 yaşın altında erkek bulmak zordu. Çoğu Çanakkale Savaşı’nda şehit olmuştu, kalanlar ise Mustafa Kemal’in emrinde al sancağın gölgesinde düşmanla çarpışıyordu.
 
İnebolu sahilinden başlayıp Ankara’ya kadar uzanan bu yol, Kurtuluş Savaşı’mızın kazanılmasında en önemli görevi üstlenmiştir. Bir şehir, Kastamonu, erkekleri cephede; kadınları, yaşlıları, çocukları cephe gerisinde sırtlarında ve kağnılarda mermi taşımıştır. Bu yol kağnının kamyonu yendiği yol olarak tanınır.
 
İstiklal Yolunda Bir kadın, eşini Çanakkale Savaşı’nda kaybetmiş; sırtında bebeği ve kağnıya yüklemiş olduğu cephane ile İnebolu Limanından yola çıkmış.
Aylardan Aralık… Kar ve tipi fırtınası var. Sırtına sardığı bebeğini korumak için üstüne aldığı yün yorganı, cephane ıslanmasın diye cephanenin üstüne örten bir kadın…
Artık soğuktan ve açlıktan yürüyecek takati kalmayınca kendisini bebeğine ve cephaneye siper ederek soğuktan koruyan ama kendisi donarak şehit olan vefakâr bir kadın…
Bu kadın torunu olmaktan gurur duyduğumuz Şehit Şerife Bacı…
Kastamonu’nun yiğit kadınlarının anıtlaşan kahramanı…
 
Kastamonu kadını, erleri cephede savaşırken boş durmamıştır. Hem İstiklâl Yolu’nda karınca ordusu misali cepheye cephane taşımış hem de Türkiye’nin ilk kadın mitingini organize etmişlerdir.
10 Aralık 1919 tarihinde, Kastamonu Kız Öğretmen Okulu bahçesinde toplanan 3 binden fazla kadın, Anadolu’nun işgalini tanımadıklarını tüm dünyaya haykırmışlardır. Kastamonulu kadınlar, bu mitingde topladıkları ziynet eşyalarını orduya bağışlamış, miting sonrası Avrupa liderlerine ve eşlerine telgraflar çekerek Türk milletinin haklı davasını dünyaya duyurmuşlardır.
 
Kastamonu kadınından bahsedip de Halime Çavuş’u anmamak olur mu?
O Halime Çavuş ki erkek kılığına girerek cepheye koşmuştur. Kadın olduğu bilinirse askere alınmaz diye yıllarca kendisini Halim Çavuş olarak tanıtmıştır.
Soğuk bir kış gününde Halime Çavuş, İnebolu'yu denetlemeye gelen Mustafa Kemal Paşa ile karşılaşır. Soğuk hava ve kar yağışına rağmen üzerindeki montu cephanenin üstüne örten Halime Çavuş, Mustafa Kemal ile beraberindeki heyetin dikkatini çeker.
Paşa, cepheye taşıdığı mermileri kendi hayatından bile fazla önemseyen bu askeri görünce çok etkilenir ve ona, ''Neden üzerindeki montu mermilerin üzerine örttün, üşümüyor musun?'' diye sorar.
Halime Çavuş ise şu cevabı verir ''Benim üşümem hiç önemi değil. Bu cephane yüzlerce belki de binlerce askerimizi koruyacak''
 
 
Yine her hatırladığımızda gözlerimizi yaşartan bir yere götürmek isterim sizi…
Anadolu’da açılan ilk lise: Abdurrahmanpaşa Lisesi…
Sene 1915…
Okullar açılıyor….
Abdurrahman Paşa Lisesi’nin öğretmenleri o gün yoklama için sınıfa girdiklerinde kara tahtada şöyle bir yazı ile karşılaşırlar;
“Hocam ne olur bizi yok yazmayın; Biz Vatan için Çanakkale’ye gidiyoruz… Hakkınızı helal edin…”
 
Kastamonu Abdurrahmanpaşa Lisesi, 1911 yılında 64 mezun verirken 1916, 1917 yıllarında Çanakkale Savaşı için cepheye giden öğrencileri nedeniyle hiç mezun veremedi!
 
Bu defa Kastamonu Küre’de Dereköy’e götürmek istiyorum sizi…
Bugünkü adı Ersizlerdere Köyü…
Neden Ersizlerdere Köyü denilmiştir bilir misiniz?
Çünkü Kurtuluş Savaşı’nda bu köy bütün erkeklerini cepheye göndermiş ve hiçbiri geri dönmemiştir. Düşünebiliyor musunuz; bir köyde tüm erkekler şehit olduğu için köyün adı değişmiş…
Yine Araç ilçemizde Güzlük Köyü’müz var…
Bu köyümüzün gurur madalyası da Türkiye genelinde Kurtuluş Savaşı’nda en fazla şehidi veren köy olmasıdır.
 
Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı türküsünü bilirsiniz…
Duyan şaşırıyor ama bu türkü Kastamonu’da yakılmış, Kastamonu yöresine ait bir türküdür.
 
Kastamonu, Çanakkale’de nüfus bazında en çok şehit veren ildir.
Bu, Kastamonu’nun göğsünde bir şeref madalyasıdır…

Sene 1920…
Vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy, kürsüden İstiklâl Marşımızı okuyor.
Bu, tarihimizde yine Kastamonu’ya nasip olan ilklerden bir tanesidir.
İstiklâl Marşı’mız ilk defa Kastamonu’da okunmuş ve basılmıştır.
Kastamonu Açıksöz gazetesinin 21 Şubat 1921 tarihinde, 123 nüshalı sayısında, ön sayfayı tamamen kaplayacak şekilde yayımlanmış ve cephede savaşan askerlerimize dağıtılmıştır.
 
Kastamonu’nun Açıksöz Gazetesi, 15 Haziran 1919’da yayın hayatına başladı.
Anadolu’da milli bilincin ve ruhun oluşmasında, Mustafa Kemal Atatürk’ün fikirlerinin yayılmasında Açıksöz Gazetesi lokomatif görevi görmüştür. Yani Kastamonu’da Hüsnü Açıksöz gibi kalem erbapları da Millî Mücadelede kalemleriyle en önemli görevleri üstlenmişlerdir.
 
Anadolu’nun işgali ve Kurtuluş mücadelemiz boyunca Kastamonu kadınıyla, erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla, cemiyetleriyle, gazeteleriyle elinden geleni fazlasıyla yapmıştır. 

Hiç işgale uğramamasına rağmen Kurtuluş Savaşı’nda en çok şehidi veren il Kastamonu’dur.
Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında büyük önemi olan cephane taşıma görevini yerine getiren ve bu uğurda da binlerce şehit veren il Kastamonu’dur.
Kastamonu’nun şehit sayısı Gaziantep, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ın şehit sayısının iki katından fazladır.
Millî Mücadelede destansı bir mücadele veren Antep, Urfa ve Maraş illerimiz nasıl ki Türkiye Büyük Millet Meclisimiz tarafından Gazi, Şanlı ve Kahraman unvanlarıyla ödüllendirildiyse…
Biz de Kastamonulular olarak hakkımız olanı istiyoruz.
Gazi Meclisimizle aynı onur rütbesini paylaşmak istiyoruz.
GaziKastamonu’yu istiyoruz.